Blog nedir? . . . Kendine blog oluştur ;)

Cezalı Bloggum

Yazılar

Yılanların dilleri neden hep dışardadır

Çoğu sürüngende, dışarıya uzatılabilen bir dil yapısı bulunur. Ve yine çoğu zaman, çene kemiklerinde bulunan bir boşluk sayesinde, ağız kapalıyken bile dil dışarı çıkartılabilir. Yani aslında dil dışarıda tutulmaz, sürekli olarak dışarıya uzatılıp, içeriye geri alınır.

Özellikle yılanlar ve kertenkelelerde görülen bu davranışın esas nedeni, çevreden duyum almaktır. Bu canlılarda, havada bulunan koku partikülleri, dil üzerindeki almaçlara yapıştırılır.

Daha sonra içeri çekilen dil, bu koku partiküllerini, damağın hemen üst kısmında bulunan ve koku alımından sorumlu olan Jacobson Organı'na iletir. Sürüngenlerde koku alımının temel mekanizması bu şekildedir.

Bu canlılar, yaraladığı ve elinden kaçırdığı bir avın peşinden giderken, yeni bir ortama girdiklerinde veya üreme döneminde yakınlarında karşı cinsten bir birey bulunduğunda, dillerini dışarıya çok daha sık uzatırlar. Bunun nedeni, kokunun izini sürmek veya etrafındaki kokuları en kısa zamanda tanıyabilmektir.

Kedilerin gözleri karanlıkta neden parlar

Kediler ve diğer birçok memeli türleri, gözlerinin damar tabakasında Tapetum Lucidum adı verilen bir yapıya sahiptir. Bu yapıda bulunan guanin kristalleri sayesinde, gözün arka kısmına düşen ışık yeniden retinaya yansıtılır. Retinaya geri yansıtılan ışığın bir kısmı mercekten geri döner ve gözlerin gece parlamasına neden olur. Bu yapı sayesinde, karanlıkta gözün alabildiği ışık miktarı arttırılmış, daha doğrusu mevcut ışıktan daha fazla yararlanılmış olur. Bu nedenle de, gözlerinde Tapetum Lucidum bulunan hayvanlar, karanlıkta daha iyi bir görüşe sahiptir. Bu bir biyolüminesans olayı değildir, çünkü ışık hayvanın kendisi tarafından oluşturulmaz, sadece ışığın geri yansımasının bir sonucudur

Arılar besin yerini dans ilemi söyler

Arılarda, bu danslar sayesinde besinin yeri, özelliği ve verimi hakkında kovandaki diğer bireylere bilgi verilir. Temel olarak iki tip dans vardır: çember dansı ve kıç dansı. Çember dansı, diğer dansa göre daha basittir ve sadece kovanın yakınında bulunan bir besin kaynağı hakkında bilgi verilir. Besin kaynağını keşfeden arı, kovana geri döner ve petekler üzerinde bir çember çizerek yürümeye başlar. Bir tur sonunda başladığı yere geldiğinde de tam ters yöne dönerek, bir tur daha atar.

Bu böyle sürüp giderken, bir yandan da kanatlarıyla ses çıkartır ve feromon salgılar. Bu sayede, kovandaki diğer bireylerin dikkatini çeker ve başına toplanmalarını sağlar. Çember dansında, kovanın yaklaşık 100 metre kadar civarındaki besin kaynakları bildirilir. Ancak bu kaynağın yönü hakkında herhangi bir bilgi verilmez. Uyartıyı alan ve besinin bulunmaya değer olduğuna ikna olan bireyler, kovanı terk ederek bu besin kaynağını aramaya çıkarlar. Bu noktada da, oldukça gelişmiş olan görme ve koku alma duyuları, besin kaynaklarını bulmalarına yardımcı olur. Eğer besin kaynağı kovana belirli bir mesafeden daha uzaksa, bu sefer diğer dans tipine baş vurulur. Kıç dansı olarak bilinen bu dans ile arı, kovandaki arkadaşlarına besin kaynağının uzaklığı, kovana göre yönü ve niteliği hakkında bilgi verir. Yine kanat vızıltısı ve feromon etkisi sayesinde arkadaşlarını çevresine toplayan arı, vücudun alt bölümünü belirli bir frekansta titretmeye başlar.

Bu titreşimin hızı, besin kaynağının uzaklığına göre değişir (besin kaynağı ne kadar uzaktaysa titreşim o kadar yavaş olur). Kaynağın kovana göre yönünün anlatılmasında ise, referans nokta olarak güneş alınır.

Dans esnasında arının vücudunun yönü ve vücudunun eğim açısı, besinin güneş ve kovana göre konumunu, açısı ile birlikte belirtir. Söz gelimi besin, düz bir doğru üzerinde kovan ve güneş arasında yer alıyorsa, arı başı ile kovan yönünü gösterecek şekilde, düz bir doğrultuda dans eder. Ancak eğer kovan, besin ve güneş bir üçgen oluşturacak konumdaysa, dansın doğrultusu bu kez aradaki açıya göre bir eğim alır.

Sıcakkanlı hayvanların vücut ısıları nasıl sabit kalır

Sıcakkanlılık, aslında tam olarak doğru bir tanım değil. Bu tip canlılara sabit vücut sıcaklıklı denilmesi daha uygundur. Çünkü dış ortamın sıcaklığı ne olursa olsun, bu canlılar, vücutlarının iç sıcaklığını belirli bir aralıkta tutmayı başarabiliyorlar. Isı, enerjinin bir çeşididir. Vücudumuza aldığımız besinleri sindirdiğimizde, besinlerin içinde saklı olan enerji, vücudumuz tarafından kullanılır. Sabit vücut sıcaklıklı hayvanlarda, açığa çıkan bu enerjinin bir kısmı ısı enerjisine çevrilerek, vücudun iç ısısının sabit tutulması için kullanılır. Vücudun çeşitli bölgelerinde farklı miktarlarda üretilen ısının dağılımı ve düzenlenmesi, kan tarafından kontrol edilir. Hipotalamusda bulunan soğuk ve sıcaklık merkezleri, sıcaklığın düzenlenmesinden sorumludur. Kılcal damarların genişletilmesi ile sıcaklık yükselir, daraltılması ile de azalır.

Ayrıca vücut üzerinde bulunan kıl, tüy, saç ve telek gibi yapılar da, ısı yalıtımında görevlidir. Yine çoğu sabit sıcaklıklı hayvanda, deri altında bulunan kalın yağ tabakası da, ısı yalıtımına yardımcı olur. Terleme gibi su buharlaştırma prensibine dayanan olaylar ile ısı kaybı sağlanabilir. Sabit sıcaklıklı olma, kirli ve temiz kanın vücut içerisinde birbirinden ayrı olarak dolaşması ile de yakından ilişkilidir. Değişken vücut sıcaklığına sahip (soğukkanlı) hayvanlar ise, vücut ısılarını dengelemek için besinlerinden kazandıkları enerjiyi kullanmak yerine, dış ortamın sıcaklığından etkilenirler. Bu nedenle de, çok sık beslenmeleri gerekmez.

Ancak bu canlıların en büyük dezavantajı, hava soğuk olduğunda vücut fonksiyonlarının da yavaşlamasıdır. Bu hayvanların vücutlarının üzerinde, ısı yalıtımını sağlayacak özellikte yapılar bulunmaz.

Sivrisinek ısırması neden geç anlaşılır

Bir sivrisinek tarafından ısırıldığımızı, kaşınmaya başlayıncaya kadar neden anlayamıyoruz?

Sivrisineklerin, proboscis adı verilen çok ince ve iğnemsi bir sokucu ağız yapıları vardır. Derimizden kan emecekleri zaman da bu yapıyı kullanırlar ve deriye çok ince bir delik açarlar. Zaten bu nedenle de sivrisinek tarafından ısırıldığımızı hissetmeyiz (bazı türlerin haricinde). Proboscis tarafından açılan delik çok küçük olduğu için, kanın daha dışarıya çıkamadan çabucak pıhtılaşması söz konusudur. Bunu önlemek için sivrisinek tarafından deri altına tükürük içeriğindeki bir anti-koagülan (pıhtılaşma önleyici) madde zerk edilir ve böylece kanın akışı sağlanır. Isırıldıktan sonra kaşınmamızın nedeni de, vücudumuza yabancı bir madde olan bu anti-koagülana karşı vücudumuzdan salgılanan histamindir. Bu arada kan emen türlerde, sadece dişilerin kan emdiklerini, erkeklerin daha çok bitki özsuları ile beslendiklerini de belirtelim.

En Büyük Organınımız nedir

Bedenimizin dış yüzünü kaplayan deri kendini yenileyen canlı bir organdır. Yetişkin bir insanın derisinin yaklaşık 5 kg ağırlığı olduğu gerçeğinden yola çıkacak olursak ,deri vücuttaki en büyük organdır ve ortalama kalınlığı 3mm kadardır.İç organları dış etkilerden koruyan derinin 2/ 3 sinin yok olması organizmanın yaşayamayacağı anlamına gelmektedir.Ayrıca deri üzerinde yaklaşık 5 milyon tüy vardır.Esneklik ve su geçirmezlik özelliği olan derinin canlılığı su ve oksijene bağlıdır. Kendini yenileme özelliği olan derimiz üç tabakadan oluşur.

Develerin neden kamburu vardır, ne işe yarar

Develer, boynuzsuz, midesi üç bölmeli, köpek dişleri olan geniş, esnek yastıkçıklarla donanan iki parmaklı (kumlu arazide yürümeyi kolaylaştırır) geviş getiren hayvanlardır. Sırtlarındaki kambura hörgüç denir. Hörgüç ya da hörgüçler, bu hayvanların otlaklardan yoksun çorak iklimlerde yaşamasına olanak veren yağ depolarıdır.

Susuzluğa dayanıklılık daha çok tek hörgüçlü devenin özelliğidir; oysa daha sık ve uzun tüylü olan çift hörgüçlü deve büyük soğuklara çok iyi dayanır. Devenin susuzluğa dayanıklılığı, ne iddia edildiği gibi, su hücreleriyle donanmış olarak işkembenin yapısından ne de hörgücünde depoladığı yağların yanarak ****bolik suya dönüşmesindendir. Susuzluğa dayanıklılık, hayvana gece beden sıcaklığını düşürme (30-32 dereceye kadar) ve gündüz yükseltme (40-41 dereceye kadar) olanağı veren değişken ısılılığın sonucudur; ayrıca değişken ısılılık temel etkenine, terlemeyle ısı taşınımı, idrar hacminin büyük ölçüde düşmesi ve nihayet kan hacminin değişmemesi süreçleri de eklenir.

Su yitiren tek hörgüçlü bir deve her defasında 200 litre su içebilir. Develer çorak ve çöllük bölgelerde çok iyi yük hayvanıdır. Tek hörgüçlü deve koşum hayvanı olarak da kullanılır.

Dış gebelik nedir

Normalde, her ayın belirli bir döneminde (yaklaşık 28 günlük periyodlar halinde olacak şekilde), dişilik hormonlarının da etkisiyle, dişilerin ovaryumundan (yumurtalık) bir adet yumurta hücresi olgunlaştırılarak dışarı atılır. Yumurtalık kanalından ilerleyerek uterus (rahim) içerisine inen bu yumurta hücresi, eğer canlı olduğu 48 saat içerisinde döllenirse zigot oluşumu ile gebelik meydana gelir. Olgunlaştırılan yumurta hücrelerinin ovaryumdan atılması esnasında, yumurta kanalının (ovidukt) son kısmını oluşturan fallopi tüplerinin uç kısmındaki silli yapılar işlev görür. Siller yardımı ile yakalanan yumurta hücresi, yumurtalık kanalına bırakılır ve bu şekilde normal yoluna yönlendirilmiş olur. Döllenme, eğer olacaksa, yumurta hücresinin ovaryumdan bırakıldığı andan itibaren izlediği yolun herhangi bir yerinde sperm ile karşılaşma durumunda gerçekleşir.

ANcak bazı , ovaryumdan henüz atılmış olan yumurta hücresi, fallopi tüpünün silleri tarafından yakalanamaz ve rahmin içine inmek yerine dış kısmına (karın boşluğuna) düşebilir. Daha sonra da, bu konumdayken kendisini izleyen bir sperm tarafından döllenebilir. Böyle bir durumda döllenme gerçekleştiğinde de, söz konusu olan olay “dış gebelik” adını alır. Embriyo belirli bir evreye kadar burada gelişimini tamamlayabilir. Hatta bazen normal gelişimi tamamlamış dış gebelik embriyolarının başarılı doğumlarına bile rastlanabilir. Ancak böyle bir durumda plasenta, rahimin dış yüzeyinde oluşur. Bu hem anne için sıkıntı verici bir durum olabilir, hem de uterus duvarlarının koruyucu yapısından mahrum kalmış şekilde gelişimini tamamlamaya çalışan embriyo için tehlikeli olabilir. Zaten bu tip gebeliklerde, gerekli ve yeterli önlemler alınmadığı takdirde, sonuç %80 oranında embriyonun ölümüdür.

Dizi Ece 25. Bölüm izle Yeni 25 Bölüm

25.Bölüm 1.kısım

Dizi Binbir Gece 69. Bölüm izle Yeni 69 Bölüm

69.bölüm 1.kısım

2.kısım

Dizi

website stats